Ticari hayatta mal teslim eden veya hizmet sunan işletmeler, ödemelerin zamanında yapılmaması nedeniyle ciddi nakit akışı sorunları yaşayabilir. Fatura bedelinin ödenmemesi, cari hesap bakiyesinin kapatılmaması ya da sözleşmeden doğan ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hâlinde alacaklı, hukuki tahsil yollarına başvurabilir.

Ticari alacağın tahsilinde ihtarname, arabuluculuk, icra takibi ve ticari alacak davası gibi farklı yöntemler bulunur. Hangi yöntemin izleneceği; alacağın dayanağına, borçlunun itiraz ihtimaline, eldeki belgelere ve zamanaşımı süresine göre belirlenmelidir.

Bu yazıda ticari alacağın ne olduğunu, tahsil sürecinin nasıl ilerlediğini, zorunlu arabuluculuğu, ticari faizi ve alacağın ispatında kullanılabilecek belgeleri ele alıyoruz.

Ticari Alacak Nedir?

Ticari alacak, ticari bir iş veya ticari işletmeyle bağlantılı hukuki ilişki sonucunda doğan para alacağıdır.

Bir alacağın ticari sayılması yalnızca taraflardan birinin şirket veya tacir olmasına bağlı değildir. İşlemin niteliği, tarafların tacir sıfatı, borcun ticari işletmeyle ilgisi ve Türk Ticaret Kanunu’nda özel olarak ticari sayılan işler birlikte değerlendirilir.

Bazı uyuşmazlıklar, tarafların sıfatından bağımsız olarak kanun gereği ticari dava sayılabilir. Bazı uyuşmazlıklarda ise işlemin her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir. Bu nedenle her fatura veya şirket alacağı otomatik olarak aynı usule tabi değildir.

Uygulamada sık karşılaşılan ticari alacaklar şunlardır:

  • Teslim edilen malın ödenmeyen bedeli
  • Sunulan hizmet karşılığında düzenlenen faturalar
  • Cari hesap bakiyeleri
  • Bayilik ve distribütörlük ilişkilerinden doğan alacaklar
  • Komisyon ve acentelik alacakları
  • Taşıma ve lojistik hizmetlerinden doğan alacaklar
  • Eser ve üretim sözleşmelerinden doğan bedeller
  • Ticari kira ilişkisinden kaynaklanan alacaklar
  • Çek, bono ve poliçeye bağlı alacaklar
  • Şirketler ve tacirler arasındaki sözleşme alacakları
  • Haksız fesih veya sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminatlar

Alacağın ticari niteliğinin doğru belirlenmesi; görevli mahkeme, arabuluculuk, faiz ve ispat kuralları bakımından önem taşır.

Ticari Alacak Davası Nedir?

Ticari alacak davası, ticari bir ilişki nedeniyle doğan ve vadesinde ödenmeyen alacağın mahkeme aracılığıyla tahsil edilmesi amacıyla açılan davadır.

Davayı açan alacaklı, öncelikle alacağın varlığını, miktarını ve vadesini ispatlamalıdır. Borçlu ödemenin yapıldığını, borcun sona erdiğini veya talep edilen tutarın hatalı olduğunu ileri sürüyorsa kendi savunmasını dayandırdığı olguları ve belgeleri sunmalıdır.

Ticari alacak davasında mahkemeden şu taleplerde bulunulabilir:

  • Ana para alacağının tahsili
  • İşlemiş temerrüt faizi
  • Dava tarihinden sonraki faiz
  • Sözleşmede kararlaştırılan cezai şart
  • Kur farkı
  • Tahsil giderleri
  • Sözleşmeye aykırılıktan doğan zararlar
  • Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti

Talep edilebilecek kalemler, sözleşmeye ve somut olayın özelliklerine göre değişir.

Ticari Alacak Nasıl Tahsil Edilir?

Ticari alacağın tahsilinde her dosya için aynı yöntemin uygulanması gerekmez. Bazı durumlarda ihtarname sonrasında ödeme yapılabilirken bazı alacaklarda doğrudan icra takibi daha uygun olabilir. Alacağın ciddi biçimde uyuşmazlık konusu olduğu durumlarda ise arabuluculuk ve dava yolu gündeme gelebilir.

1. Borcun Dayanağı ve Miktarı Belirlenir

Hukuki sürece başlamadan önce alacağın dayanağı açık biçimde ortaya konulmalıdır.

Şu konular kontrol edilmelidir:

  • Taraflar arasında geçerli bir sözleşme var mı?
  • Mal teslim edilmiş veya hizmet yerine getirilmiş mi?
  • Alacağın vadesi gelmiş mi?
  • Fatura borçluya ulaşmış mı?
  • Kısmi ödeme yapılmış mı?
  • İade, ayıp veya eksik ifa iddiası bulunuyor mu?
  • Cari hesap mutabakatı yapılmış mı?
  • Faiz oranı sözleşmede belirlenmiş mi?
  • Alacak zamanaşımına uğramış mı?
  • Borçlu şirket faal mi ve mal varlığı bulunuyor mu?

Alacağın ana para, faiz, masraf ve diğer yan kalemlerle birlikte doğru hesaplanması gerekir.

2. Borçluya İhtarname Gönderilebilir

Ticari alacakların tahsilinde ilk adım olarak borçluya yazılı ödeme talebi gönderilebilir. Bu bildirim noter ihtarnamesi, Kayıtlı Elektronik Posta veya somut ilişkiye uygun başka bir ispatlanabilir yöntemle yapılabilir.

İhtarnamede şu bilgilere yer verilmesi yararlı olur:

  • Alacağın hukuki dayanağı
  • Fatura veya sözleşme bilgileri
  • Ana para tutarı
  • Vade tarihi
  • Varsa işlemiş faiz
  • Ödeme için verilen süre
  • Ödemenin yapılacağı hesap
  • Ödeme yapılmamasının hukuki sonuçları

İhtarname, borçlunun temerrüde düşürülmesi ve ödeme talebinin belgelendirilmesi açısından önem taşıyabilir.

Ancak her alacakta ihtarname zorunlu değildir. Ödeme tarihi sözleşmede kesin olarak belirlenmişse veya kanun uyarınca temerrüt kendiliğinden gerçekleşiyorsa ayrıca ihtar gönderilmesine gerek kalmayabilir.

Bununla birlikte dava veya icra takibi öncesinde yapılacak yazılı bildirim, uyuşmazlığın kapsamını netleştirebilir ve ödemenin dava açılmadan yapılmasını sağlayabilir.

3. Zorunlu Arabuluculuğa Başvurulur

Türk Ticaret Kanunu’na göre konusu bir miktar para olan ticari:

  • Alacak davalarında
  • Tazminat davalarında
  • İtirazın iptali davalarında
  • Menfi tespit davalarında
  • İstirdat davalarında

dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.

Arabuluculuk başvurusu yapılmadan doğrudan dava açılırsa dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilebilir.

Arabuluculuk Süresi Ne Kadardır?

Ticari uyuşmazlıklarda arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren kural olarak altı hafta içinde sonuçlandırır. Zorunlu hâllerde bu süre en fazla iki hafta uzatılabilir.

Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen sürede zamanaşımı ve hak düşürücü süreler bakımından kanundaki durma hükümleri uygulanır.

Arabuluculukta Anlaşma Sağlanırsa Ne Olur?

Taraflar ödeme miktarı, vade, taksit ve teminat konusunda anlaşabilir. Anlaşma belgesinin icra edilebilirliği, belgenin kimler tarafından imzalandığına ve kanundaki şartlara göre belirlenir.

Özellikle taksitli anlaşmalarda şu konuların açıkça yazılması gerekir:

  • Toplam borç
  • Taksit tarihleri
  • Ödeme yöntemi
  • Faiz
  • Bir taksidin ödenmemesinin sonucu
  • Verilecek teminatlar
  • Mevcut icra dosyasının durumu
  • Yargılama ve arabuluculuk giderleri

Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa son tutanak düzenlenir ve dava açma yolu kullanılabilir.

İcra Takibi İçin Arabuluculuk Zorunlu mudur?

Para alacağı için ilamsız icra takibi başlatmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmaz. Alacaklı, şartları varsa doğrudan icra takibi başlatabilir.

Ancak borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi üzerine ticari nitelikte itirazın iptali davası açılacaksa dava öncesinde arabuluculuğa başvurulması gerekir.

4. İlamsız İcra Takibi Başlatılabilir

Alacaklı, mahkeme kararı bulunmasa bile para alacağı için genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatabilir.

Takip talebinde şu bilgiler yer alır:

  • Alacaklının ve borçlunun bilgileri
  • Ana para tutarı
  • Faiz türü ve başlangıç tarihi
  • Alacağın dayanağı
  • Varsa sözleşme ve fatura bilgileri

İcra dairesi borçluya ödeme emri gönderir. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde borca veya yetkiye itiraz edebilir.

Borçlu süresi içinde itiraz etmezse takip kesinleşir. Alacaklı, bundan sonra borçlunun banka hesapları, araçları, taşınmazları, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları ile diğer mal varlığı üzerinde haciz işlemleri talep edebilir.

Borçlu İcra Takibine İtiraz Ederse Ne Olur?

Borçlunun süresinde yaptığı itiraz, ilamsız icra takibini durdurur. Takibin devam edebilmesi için alacaklının, elindeki belgelere ve uyuşmazlığın niteliğine göre hukuki yollardan birine başvurması gerekir.

İtirazın İptali Davası

Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren kanunda öngörülen süre içinde itirazın iptali davası açabilir.

Bu dava, ticari uyuşmazlık niteliğindeyse dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekir.

Mahkeme alacağın varlığını tespit eder ve itirazı iptal ederse icra takibi devam eder. Şartları oluşmuşsa icra inkâr tazminatı da talep edilebilir.

İtirazın Kaldırılması

Alacaklının elinde İcra ve İflas Kanunu’nda belirtilen nitelikte bir belge bulunuyorsa icra mahkemesinden itirazın kaldırılması talep edilebilir.

Her fatura, cari hesap ekstresi veya şirket kaydı tek başına itirazın kaldırılması için yeterli belge sayılmaz. Bu yolun kullanılabilmesi için belgenin kanunda aranan özellikleri taşıması gerekir.

Alacak Davası

Alacaklı, şartları varsa takipten bağımsız olarak alacak davası da açabilir. Ancak takip ile dava arasındaki ilişki, faiz başlangıcı, zamanaşımı ve tahsil stratejisi birlikte değerlendirilmelidir.

5. Ticari Alacak Davası Açılabilir

Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamazsa ticari alacak davası açılabilir.

Ticari davalarda görevli mahkeme kural olarak asliye ticaret mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemesinin bulunmadığı yerlerde dava, ticaret mahkemesi sıfatıyla görev yapan asliye hukuk mahkemesinde görülebilir.

Ancak her şirket veya tacir alacağı ticari dava sayılmaz. Uyuşmazlığın iş, tüketici, kira veya başka bir özel mahkemenin görev alanına girmesi mümkündür. Görevli mahkeme, hukuki ilişkinin niteliğine göre belirlenmelidir.

Dava sürecinde mahkeme:

  • Tarafların sözleşmelerini
  • Ticari defterleri
  • Faturaları
  • Teslim ve sevk belgelerini
  • Banka kayıtlarını
  • Cari hesap hareketlerini
  • Elektronik yazışmaları
  • Tanık anlatımlarını
  • Bilirkişi raporlarını

birlikte değerlendirir.

Ticari Alacaklarda İhtiyati Haciz İstenebilir mi?

Para alacağının tahsilinin tehlikeye girdiği bazı durumlarda ihtiyati haciz talep edilebilir. İhtiyati haciz, dava veya icra takibi sonuçlanmadan önce borçlunun mal varlığının geçici olarak haczedilmesini sağlayan hukuki korumadır.

İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için İcra ve İflas Kanunu’ndaki şartların bulunması gerekir. Kural olarak alacağın para alacağı olması, rehinle teminat altına alınmamış bulunması ve muaccel olması aranır. Vadesi gelmemiş alacaklar bakımından ise kanunda belirtilen istisnai durumların gerçekleşmesi gerekir.

Mahkeme, alacaklıdan teminat göstermesini isteyebilir. İhtiyati haciz kararı alındıktan sonra kararın süresi içinde uygulanması ve tamamlayıcı işlemlerin yapılması gerekir.

Borçlunun mal kaçırma ihtimali bulunması tek başına her dosyada ihtiyati haciz kararı verileceği anlamına gelmez. Alacağın ve ihtiyati haciz şartlarının mahkemeye yaklaşık olarak ispatlanması gerekir.

Ticari Alacaklarda Faiz Nasıl Belirlenir?

Ticari alacaklarda uygulanacak faiz, tarafların sözleşmesine ve alacağın niteliğine göre belirlenir.

Sözleşmede Faiz Oranı Varsa

Taraflar ticari işlerde uygulanacak faiz oranını sözleşmede kararlaştırabilir. Ancak ticari faiz serbestisi sınırsız değildir. Sözleşmedeki hükmün emredici düzenlemelere, dürüstlük kuralına ve somut hukuki ilişkinin tabi olduğu sınırlamalara uygun olması gerekir.

Bileşik faiz uygulanması da ancak Türk Ticaret Kanunu’nda izin verilen sınırlı durumlarda mümkündür.

Bu nedenle “ticari işlerde istenen her faiz oranı geçerlidir” şeklindeki bir değerlendirme doğru değildir.

Sözleşmede Faiz Oranı Yoksa

Sözleşmede faiz oranı belirlenmemişse alacağın niteliğine göre kanuni faiz, ticari temerrüt faizi veya avans faizi gündeme gelebilir.

Hangi faiz türünün uygulanacağı belirlenirken:

  • Tarafların tacir olup olmadığı
  • İşlemin ticari niteliği
  • Sözleşmedeki hükümler
  • Alacağın döviz veya Türk lirası olması
  • Temerrüt tarihi
  • Özel kanun hükümleri

birlikte değerlendirilmelidir.

Faiz Ne Zaman İşlemeye Başlar?

Faizin başlangıcı, borçlunun ne zaman temerrüde düştüğüne bağlıdır.

Ödeme tarihi sözleşmede kesin olarak belirlenmişse, borçlu vadenin geçmesiyle temerrüde düşebilir. Vade belirlenmemişse kural olarak ihtar veya ödeme talebi gerekebilir.

İcra takibi veya dava tarihinden önce faiz talep edilebilmesi için temerrüt tarihinin belgeyle ortaya konulması önemlidir.

TTK m.1530 Kapsamında 2026 Temerrüt Faizi

Türk Ticaret Kanunu’nun 1530. maddesi, ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedarikinde geç ödemeye ilişkin özel hükümler içerir.

Alacaklı sözleşmeden doğan teslim veya hizmet yükümlülüğünü yerine getirmiş olmasına rağmen borçlu ödeme yapmazsa, kanundaki şartlar kapsamında ayrıca ihtara gerek kalmadan temerrüt oluşabilir.

Sözleşmede uygulanabilir bir temerrüt faizi belirlenmemişse veya faiz hükmü geçersizse, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının yıllık olarak açıkladığı oran uygulanabilir.

TCMB tarafından 2026 yılı için belirlenen tutarlar şunlardır:

  • Yıllık temerrüt faizi: %43
  • Tahsil masrafları için asgari giderim tutarı: 2.020 TL

Bu oran ve giderim tutarı her ticari borca otomatik olarak uygulanmaz. TTK m.1530 kapsamındaki bir mal veya hizmet tedariki ilişkisinin ve maddede aranan diğer şartların bulunması gerekir.

Faiz oranı ile asgari giderim tutarı her yıl yeniden belirlendiği için temerrüdün gerçekleştiği dönemde geçerli olan düzenleme kontrol edilmelidir.

Ticari Alacaklarda Zamanaşımı Süresi

Ticari alacakların tamamı için geçerli tek bir zamanaşımı süresi bulunmaz. Süre, alacağın dayandığı hukuki ilişkiye göre belirlenir.

Genel olarak:

  • Kanunda özel süre bulunmayan alacaklar on yıllık zamanaşımına tabi olabilir.
  • Kira bedeli, faiz ve dönemsel edimler gibi bazı alacaklarda beş yıllık süre uygulanabilir.
  • Eser, taşıma, acentelik, komisyon ve benzeri ilişkilerde özel süreler bulunabilir.
  • Çek, bono ve poliçeden doğan taleplerde kambiyo hukukuna özgü daha kısa süreler uygulanabilir.

Zamanaşımı süresi kural olarak alacağın muaccel olduğu tarihte işlemeye başlar. Dava açılması, icra takibi yapılması veya borcun ikrar edilmesi gibi işlemler zamanaşımını kesebilir.

Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen sürede zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasına ilişkin özel hüküm uygulanır.

Her alacağın vade ve zamanaşımı tarihi ayrı hesaplanmalıdır.

Ticari Alacak Nasıl İspatlanır?

Alacaklı, ticari ilişkinin kurulduğunu, kendi edimini yerine getirdiğini ve ödeme yapılmadığını ispatlamalıdır.

Sözleşme

Yazılı sözleşme; işin kapsamını, ödeme tarihini, bedeli, faizi ve tarafların yükümlülüklerini göstermesi bakımından temel delillerden biridir.

Sözleşmenin bulunmaması, alacağın hiçbir şekilde ispatlanamayacağı anlamına gelmez. Ticari ilişki başka belgelerle de ortaya konulabilir.

Fatura

Fatura, ticari alacak davalarında önemli bir delildir. Ancak fatura tek başına her durumda malın teslim edildiğini veya hizmetin eksiksiz biçimde sunulduğunu ispatlamaz.

Faturayı alan kişi, içeriğine sekiz gün içinde itiraz etmezse faturanın olağan içeriğini kabul etmiş sayılmasına ilişkin kanuni karine gündeme gelebilir. Buna rağmen temel ticari ilişkinin ve ifanın varlığı ayrıca tartışılabilir.

Bu nedenle faturanın yanında sipariş, teslim, sevk ve hizmet belgelerinin de saklanması gerekir.

Ticari Defterler

Usulüne uygun şekilde tutulan ve birbirini doğrulayan ticari defterler, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki şartlar kapsamında delil olarak kullanılabilir.

Ticari defterlerin sahibi lehine delil oluşturabilmesi için kanunda aranan koşulları taşıması gerekir. Bir tarafın kendi defterine alacak kaydı yapması, tek başına alacağın kesin olarak ispatlandığı anlamına gelmez.

Teslim ve Sevk Belgeleri

İrsaliye, teslim tutanağı, kargo belgesi, depo çıkış kaydı ve taşıma evrakı; malın borçluya teslim edildiğini gösterebilir.

Teslim belgelerinin yetkili kişi tarafından imzalanmış olması ve teslim edilen ürünlerle faturanın uyumlu bulunması önemlidir.

Elektronik Yazışmalar

E-posta, KEP, WhatsApp ve diğer elektronik yazışmalar, ticari ilişkinin ve borcun ispatında kullanılabilir.

Yazışmaların kim tarafından yapıldığı, bütünlüğü, tarihi ve içeriği önem taşır. Ekran görüntüsü tek başına yeterli görülmeyebilir; gerektiğinde elektronik kayıtların aslı, cihaz incelemesi veya noter tespiti gündeme gelebilir.

Cari Hesap Mutabakatı

Tarafların imzaladığı cari hesap mutabakatı veya bakiye teyit belgesi, borcun varlığı ve miktarı bakımından önemli delil olabilir.

Ancak belgenin kim tarafından ve hangi yetkiyle imzalandığı kontrol edilmelidir.

Banka Kayıtları

Banka dekontları, kısmi ödemeler, ödeme açıklamaları ve hesap hareketleri ticari ilişkinin ispatında kullanılabilir.

Borçlunun kısmi ödeme yapması, bazı durumlarda borcun varlığının kabulü şeklinde değerlendirilebilir. Ancak ödemenin hangi borca ilişkin olduğu ayrıca incelenmelidir.

Ticari Alacak Tahsilinde Sık Yapılan Hatalar

Ticari alacakların tahsilinde en sık karşılaşılan hatalar şunlardır:

  • Alacağın dayanağını oluşturan belgeleri düzenli saklamamak
  • Mal teslimini veya hizmetin tamamlandığını belgelememek
  • Yalnızca faturanın alacağı ispatlamaya yeterli olduğunu düşünmek
  • Vade ve temerrüt tarihini doğru belirlememek
  • Yanlış faiz türü veya oranı talep etmek
  • TTK m.1530 faizini her ticari alacağa uygulamaya çalışmak
  • Arabuluculuk şartını yerine getirmeden dava açmak
  • Arabuluculuk süresini eski düzenlemeye göre hesaplamak
  • Yanlış mahkemede dava açmak
  • Zamanaşımı süresini alacağın türüne göre incelememek
  • İcra takibinde alacağın dayanağını ve faiz başlangıcını hatalı göstermek
  • Borçlunun ödeme gücünü ve mal varlığını değerlendirmeden uzun bir süreç başlatmak
  • Arabuluculuk anlaşmasında taksit ve temerrüt şartlarını açıkça düzenlememek

Ticari ilişkinin başlangıcından itibaren sözleşme, teslim ve ödeme kayıtlarının düzenli tutulması, ileride yaşanabilecek uyuşmazlıklarda önemli avantaj sağlar.

İnegöl ve Bursa’da Ticari Alacak Tahsili

Ticari alacakların tahsili; sözleşmenin incelenmesi, alacağın doğru hesaplanması, arabuluculuk, icra takibi ve dava seçeneklerinin birlikte değerlendirilmesini gerektirir.

Her alacak için doğrudan dava açmak veya icra takibi başlatmak en uygun yöntem olmayabilir. Borçlunun itiraz ihtimali, alacağın belge durumu, zamanaşımı ve mal varlığı bilgileri dikkate alınarak bir yol belirlenmelidir.

Avukat Hakan Keleş, İnegöl ve Bursa’da ticari alacaklardan kaynaklanan ihtarname, zorunlu arabuluculuk, icra takibi, ihtiyati haciz ve ticari alacak davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

Sonuç

Ticari alacağın tahsili, yalnızca ödenmeyen faturanın icra takibine konulmasından ibaret değildir. Alacağın ticari niteliği, vadesi, faizi, zamanaşımı ve ispat belgeleri birlikte değerlendirilmelidir.

Dava açılacaksa zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmesi; icra takibi başlatılacaksa ana para, faiz ve alacağın dayanağının doğru gösterilmesi gerekir. Fatura, ticari defter, sözleşme, teslim belgesi ve yazışmaların birlikte sunulması da ispat sürecini güçlendirebilir.

İnegöl veya Bursa’da tahsil edilemeyen bir ticari alacağınız bulunuyorsa ihtarname, arabuluculuk, icra takibi ve dava seçenekleri hakkında değerlendirme almak için Avukat Hakan Keleş ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Her ticari alacak, dayandığı sözleşme, tarafların sıfatı, vade tarihi ve mevcut belgeler kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir